Yarım kalmış suskun sevdalar var yüreğimde
Kimseye anlatamadığım
Yarım yamalı hikâyeler var anılarımda
Paylaşılması zor olan yasaklı düşler var ellerimde
Satmak istesem kimsenin almayacağı
Yıkık dökük bir virane var geride
emine sevinç
Asaleti yıkılmış virane konağın
Buz kesen küçük odasında
Binbir avazda doğdum
Yedi tepeli kentin alaca koynuna
Moraran parmak uçlarımda
Annemin umut öpücüklerinin
Üşüdüğü geceleri hiç hatırlamıyorum
Düşen her kar tanesini tenimde hissettiğim
Umuda uzak hızla büyüyen bedenime
Anlamsız bakışlarla seyirci kalakaldım
İlkokulun en çok kafası yarılan çocuğu olma yolundaki başım
Hiç damlamadan bakan yeşillerime inat her gün sızıntıda olsa da
Bol kepçe verilmiş asilik diz boyu
Zenginlik gibi hovarda cüssemse ellerime
Kendimin bir beden büyüğüne
Hayran kalan bakışımın önünden geçen
Namlusu kalleş merminin gölgesine çöktüğümde
Üç yetimin gözlerine bakıp hıçkıran boğazıma
Çöreklendi ufak ellerim sus Sus diye
Sessiz ıslığında can veren devrilmeler
Gözümün matem tutan yanına oturtulurken
Henüz kendi ağırlığını taşıyamayan
Çelimsiz bedenime bağladığım
Kemerime sıkıştırılan soğuk şeyle büyümeye çalıştım
Alkole koşan ve onunla coşan iç organlarımı
Dost şişelerin kırık parçalarında kanattım
Argo dillerin hesap defterlerini karıştırmaktan
Usanmış kulaklarımı tıkayamadığımda
Ağlamayı hep ama hep özledim
Annemin dizine son kez yatırdığım başımda
Teslim ettiğim kimliğimi arayıp bulamasam da
Kırık tetik parmağım hala sağalmada
Hayatla cebelleşmeyi küçük yaşta hazmeden
Bazen damla olup akmak isteyen kör kuyu bakışlarımda
Ömrümün anlamsızlığına dökülmek isteyen
Dere boyu nöbette bekler hayata bakan kurak yanım
Hüzün çakılı bedenimden kopartılan tebessümlerimi
Yeminimin dizi dibinde son dilek ağacına astım
Saçlarıma düşen akları saymanın tatsızlaşan keyfiyle
Ölümlerime inat yaşamak isteyen canımın asiliğine
Bilmem neden hayran bakıyor turkuaz sevdalım….
(alıntı)