
bu yazdıklarım ve yazacaklarım beni bile bağlamamaktadır.aslında ne dediğimi bile tam olarak bilmeden yazıveriyorum işte; kelimeler düşüyor harflerle yan yana.
''bana seni gerek seni'' aslında ama bu aslının aynısı olmuyor hayatta olanlar her daim.yani açıkçası hayat ayrı 1 düzlemde kendisine yer buluyor/açıyor asıl ayrı.aslı kim ve/veya aslı ne?
zaten 1000 yıllardır bu sorunun cevabı aranmıyor mu? asıl olan nedir?
ben bulamadım..bulan var ise beri gelsin.saçmalama hakkımı kullanıyorum da diyebiliriz aslında veya kendimi beğenmişliğim krize girdi de onu doyuruyorum-besliyorum-emziriyorum.
evet hayatım boyunca aslında beni ayakta tuttuğuna inandığım yegane güç kendimi beğenmiş olmamdır. elbette bunun yanında sorunlardan kaçmamam,üstüne üstüne giderek yılgınlık göstermemem de diğer psikopatik tavırlarım arasındadır..
sevmek sadece dokunmak mıdır? tarihte ve hatta kendi hayatımda dahi asıl ağır basanın 'tin' değil 'ten' olduğunu biliyorum..ki zaten bunu gayet iyi bildiğim ve algıladığım için artık 'tin' ile 'ten' arasında daha adil 1 denge kurmaya-yaratmaya çalışıyorum/çalışacağım.kısacası sıkıntı basınca ve mastürbasyon zamanı gelince bu tatmini artık ve uzun süredir ten de değil tin de yaşamak istiyorum-diliyorum-umuyorum ama bu 1 yanılsama mı onu da tam olarak kestiremiyorum.
''seni seviyorum'' kaç kere dedim acaba hayatımda ve kaç tene dokundum? aslında ruh ve beyinlere de defalarca değdiğimi düşünüyorum ve fakat sanırım artık dinginlik zamanı..kendimi mi kandırıyorum;durulabilir miyim?
işte pazar sevişgenliği ve porsuk tembelliği yazısı..